30 Kasım 2016 Çarşamba

Susmayacaktı zaman

Bak bu olmayacaktı işte..
ve insanlar sığınmayacaktı aslında gücünün arkasına.
yağmurdan kaçmayacaktı,
para her şeyi satın almayacaktı mesela.
ne Bob Marley, 
ne Kazım Koyuncu..
ne Deniz..
ölmeyecekti.

din sakız olmayacaktı insanların ağzında.
dil farklı olsa da bir gülümseme anlatacaktı her şeyi
dünya böyle yaşanmaz bir yer olmayacaktı..
ülkeler savaş yerine çözüm üretecekti.
barış yerine zulüm gelmeyecekti.

şarkılar susmayacaktı Azizim.
gök yüzü ağlamayacaktı sonbahar akşamları
sonbahar bu denli hüzünlü 
Eylül bu kadar karamsar bir kız olmayacak, 
gülümsemek bu kadar sahte kalmayacaktı..

zaman kısıtlı,
yarınlar belirsiz olmayacaktı..
kimse sevdiğini söyleyemeden gitmeyecekti mesela.

21 Ekim 2016 Cuma

Hiç göndermeyeceğim mektuplar yazdım; asla okunmayacak şiirler, dinlenmeyecek şarkılar. Kimsenin bilmeyeceği hayaller kurdum. Gerçeğin duyamayacağı yalanlar söyledim. Herkes uyurken yaşadım bu hayatı, yine herkes uyurken öleceğim. Kalabalığın tam ortasında, insanların içinde yapayalnızdım. Yalnızlık fiziksel ya da ruhsal bir olgu değildir. Bir noktadan sonra yalnızlık bi iç organ oluverir, söküp atamadığın. Yalnızlığı kabullenmek yetmez. Onu kucağına oturtmalısın..



28 Eylül 2016 Çarşamba

Deliriyorduk, Sustunuz.....

Kaldırım taşlarının hikayesi, 
gökyüzünün kimsesizliği vardır. 
Kaçıncı asır bu? 


7 Eylül 2016 Çarşamba

Ruhun Amacına İsyanı

Niye böyle oldu biliyor musun? Çünkü her iyi niyetli girişim bütün samimiyetin acımasızca cezalandırılmıştır ve insanların seni suistimal etmesini kolaylaştıracaktır. İstediğin bu değilse kendini hemen yok etmeye başla ve olmak istediğin kurdun kozasını ör. Önce öl.
Niye böyle oldu biliyor musun? Çünkü sana kulak veren herkes seni dinlemekle kalmadı, duydu ve yetinemediği düşlerine senin kabuslarını eklemekte sakınca görmedi. Seni yaralayan dostlarındır, düşmanın sadece vurur bunu aklından asla çıkarma. Yaralarını orospulara yalatan bir çok çocuk tanıdım.
Niye böyle oldu biliyor musun? Çünkü merhamet septik bir vakadır. Ne kadar çok bulaştırdıysan o kadar çok iltihap kaparsın. Var olmanın en büyük handikapı varlığını muhtaç hissetmendir. Yanlış! Ayrıcalıklı yaşam tek ve olabildiğince kusursuz acımasızlığa bürünmekte gizli. Sahte gülümsemelerinle insanların hayatını sikebilirsin ayrıca sana karşı çıkmayacaklarına da emin ol. Kibar ve centilmen olduğunu söyleyecekler.
Niye böyle oldu biliyor musun? Çünkü bütün gizemleri taşıyan bedenini hor ve terbiyesizce kullandın. Varlığına olan inanç zayıfladıkça vücudun sana otobanlarda, kalabalıklarda, asfaltlanmış yollarda kolayca ilerleyebileceğini söyledi. Cılız heyecanların sana tek faydası otuzbir çekmeyi en fazla yirmidört saat ertelemektir.
Niye böyle oldu biliyor musun? Kutsamak istediğin dünya çoktan sağır olmuştu bilakis saçtığın ışık da seni kör etti. Sen içindeki ilk peygamberin takvasını heba ettin. Yüzündeni karanlık borcun emrolunmamış ve vahyedilmemiştir. Gösterdiğin çaba takdir edilene kadar güçlü olmak zorundasın. Vazgeçme.
Niye böyle oldu biliyor musun? Biliyorsun.
En azından bir kanaate sahipsin
bu hayatı sevmeye çalışmak zor zanaat.
Sergilediğimiz kusurlu çaba pusulayı şaşırtıyor.
Eğilme,köpekleşme.
Ne zevk
ne cennet
ne şehvet
ne açlık ne de bir başkası…
Ruh-ül Kudüs düştü teslim oluyorum.
Buna mutlaka ağla
Benim için asla!
Etin acısı ruhun ızdırabını mağlup ettiğinde görüşelim

30 Ağustos 2016 Salı

Hiç şakaklarına sarıldı mı hayat senin?
Ayaklarını yerden kesti mi hiç?
Sahi, hiç geldin mi ölümle göz göze?
Hiç kaçırdı mı ölüm senden gözlerini?

30 Temmuz 2016 Cumartesi

Tolga SÖZEN'in kaleminden

Bir gün gelip yere göğe sığdıramadığın o aşkı bir anda bulursun ufacık kutunun içinde. Anılar, şiirler, mektuplar, fotoğraflar, belki de ufacık bir anahtarlık.. Önce baktığında mutlu olursun tıpkı o anki gibi sonra sıradan gelir çünkü her şey gibi gelmiş ve geçmiştir. Özlersin ama sadece özlersin ; asla dönmek istemezsin. İlk vakitler canını acıtan ayrılık acısı da zamanla sıradanlaşmıştır, açarsın Sezen'i kederine değil keyfine dinlersin o keman sesini. Kendini dağıtmaktan sıkılmışsındır, biradan sıkılmış, sigaradan sıkılmış.. Bir süre o zindanda yaşarsın ama unutma ki ; acı insanı güçlendirir en önemlisi diriltir. Tek diyeceğim şu ki ; bu hayatta kim ne yaparsa yapsın ne söylerse söylesin bencil olacaksın arkadaş..


  •  DipNot: Sen ben hiç yapamadık bunu eğer ki bunu okuyorsan.



28 Temmuz 2016 Perşembe

Bazen, gece yarısı uyanıp pencereyi açıyor ve bir sigara yakıyorum. Düşünüyorum. Öyle bir filozof edasıyla değil. Müslüm açıyorum mesela ya da radyodan rastgele bir arabesk parça. Öleceğim günü düşlüyorum, o güne kadar ki yıkımlarımı. Yıkılışlarımı. Yıkışlarımı. Yokluğumu düşlüyorum, yok oluşumu. Sonra günü bekliyorum gökyüzüne çöksün diye. Geceyi sıyırıp atıyorum üstümden, bende size dönüşüveriyorum. Tıraş oluyor, duş alıyor çay içip bir iki lokma atıyorum ağzıma. İşe gidiyorum. Kravatım, beni medeniyetin sadık köpeği olduğuma ikna ediyor. Gün boyunca atılan sopaları geri getiriyorum patronuma. Bir it gibi yoruyorum kendimi. Akşam oluyor, medeniyetten söküp çıkartıyorum kendimi. Geri dönüyorum cehennemime. Monotonluk asla değişmiyor, değişmedikçe daha çok monotonlaşıyor. İçiyorum köpek gibi, ağlıyorum, yazıyorum, seviyorum  bazen de sevişiyorum! Sonrada çekiyorum yorganı suratıma kadar, uyuyorum. Bazen, gece yarısı uyanıp pencereyi açıyor ve bir sigara yakıyorum.